Irem
New member
Philadelphia Hangi Ülkenin? Haritada Bir Şehirden Çok Daha Fazlası
Philadelphia Hangi Ülkenin? Önce Haritadaki Yerini Bulalım
Geçenlerde bir arkadaşım “Philadelphia hangi ülkenin?” diye sorunca masada kısa süreli bir sessizlik oldu. Çünkü insanın aklına önce “Amerika tabii” demek geliyor ama Philadelphia öyle sıradan bir şehir değil ki! Tarihi o kadar kabarık ki, neredeyse “Ben hangi ülkenin şehriyim?” sorusuna kendi başına bir tarih kitabıyla cevap verecek durumda.
Philadelphia, Amerika Birleşik Devletleri'nde, Pennsylvania eyaletinde bulunan büyük ve tarihi bir şehirdir. ABD'nin doğu kıyısında, Delaware ve Schuylkill nehirlerinin çevresinde yer alır. New York ile Washington, D.C. arasında önemli bir konuma sahip olması da şehri tarih boyunca ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan değerli hale getirmiştir.
Yani kısa cevap:
Philadelphia → Amerika Birleşik Devletleri → Pennsylvania eyaleti.
Fakat burada durmak biraz haksızlık olur. Çünkü Philadelphia sadece “ABD'deki bir şehir” değildir. Amerika Birleşik Devletleri'nin kuruluş hikâyesinde öyle merkezi bir yere sahiptir ki, şehri gezerken insanın bir noktada “Burada tarih yaşanmış, ben de şu an kaldırımdan geçiyorum” diye garip bir şekilde ciddileşmesi mümkündür.
Üstelik beş dakika sonra önünüze devasa bir cheesesteak çıkınca bütün ciddiyet yeniden kaybolabilir.
Philadelphia Neden Bu Kadar Önemli?
Philadelphia'nın önemini anlamanın en kolay yolu, kuruluş dönemindeki rolüne bakmaktır. Şehir, İngiliz kolonileri döneminde William Penn tarafından 1682 yılında kuruldu. Penn'in amacı yalnızca yeni bir yerleşim kurmak değildi; dini hoşgörü ve farklı toplulukların bir arada yaşayabilmesi fikri de Philadelphia'nın erken kimliğinin önemli parçalarındandı. Şehir, Lenni Lenape halklarının yaşadığı topraklar üzerinde gelişti; bu nedenle Philadelphia tarihini yalnızca Avrupa kökenli yerleşimcilerin hikâyesi olarak okumak eksik kalır.
Sonrasında şehir, Amerikan Devrimi'nin en önemli merkezlerinden biri haline geldi.
1776 yılında Bağımsızlık Bildirgesi'nin kabul edilmesi ve imzalanması Philadelphia'daki Independence Hall'da gerçekleşti. Daha sonra, 1787'de ABD Anayasası'nın hazırlanması için de aynı binada toplantılar yapıldı.
Şimdi düşünün: Bir şehir düşünün. İçinde yalnızca tarihi bir bina yok; ülkenin nasıl kurulacağına ilişkin tartışmaların yapıldığı bir bina var.
Bugün bir toplantıda “Arkadaşlar, anayasa üzerinde biraz daha çalışmamız lazım” dediğimizde toplantı uzar, kahveler soğur ve herkes telefonuna bakmaya başlar. 18. yüzyılda ise bu tartışmaların sonucunda yepyeni bir ülkenin siyasi sistemi şekilleniyordu.
Philadelphia Bir Dönem ABD'nin Başkentiydi
İşte Philadelphia hakkında birçok kişinin bilmediği ilginç ayrıntılardan biri de bu.
Bugünkü ABD başkenti Washington, D.C.'dir. Ancak Philadelphia bir dönem Amerika Birleşik Devletleri'nin geçici başkenti olarak görev yaptı. Kongre, 1790 ile 1800 yılları arasında Philadelphia'daki Congress Hall'da toplandı. George Washington ve John Adams'ın başkanlık dönemlerinin önemli bölümleri de şehirle bağlantılıdır.
Dolayısıyla Philadelphia için “ABD'nin başkenti” demek bugün teknik olarak yanlış olur; fakat “ABD'nin kuruluş döneminin siyasi merkezlerinden biri” demek oldukça yerindedir.
Burada küçük bir tarih sınavı sorusu soralım:
Bir ülkenin bugünkü başkenti başka bir şehirken, kuruluş hikâyesinde başka bir şehir neden bu kadar önemli olabilir?
Cevap aslında oldukça basit: Başkent olmak ile tarihsel merkez olmak aynı şey değildir.
Washington, D.C. bugün federal hükümetin merkezi olabilir. Philadelphia ise Amerikan devlet fikrinin şekillendiği şehirlerden biridir.
Philadelphia'da Hangi Ülkenin Kültürü Var?
Bu soru biraz daha ilginç.
Çünkü Philadelphia'nın kültürü “Amerikan kültürü” deyip geçilecek kadar tek katmanlı değildir. Şehir, kuruluşundan itibaren farklı dini, etnik ve kültürel toplulukların bir araya geldiği bir merkez olmuştur.
Philadelphia'nın tarihi bölgelerinde İngiliz sömürge döneminin izlerini görebilirsiniz. Bunun yanında Afro-Amerikan tarihinin, göçmen topluluklarının, dini cemaatlerin ve farklı sosyal hareketlerin de şehir kültüründe önemli yeri vardır.
Örneğin Philadelphia'daki Quaker topluluğu, köleliğe karşı erken dönem itirazlarda önemli rol oynadı. 1688 Germantown Quaker Petition, İngiliz kolonilerindeki dini bir topluluk tarafından köleliğe karşı yapılan erken protestolardan biri olarak kabul edilir.
Dolayısıyla Philadelphia'nın tarihi yalnızca “Amerika bağımsızlığını ilan etti” cümlesinden ibaret değildir.
Asıl ilginç taraf şudur:
Amerika'nın kuruluşunda özgürlük fikri konuşulurken, toplumun tamamının bu özgürlükten eşit şekilde yararlanıp yararlanmadığı da tarih boyunca tartışılmıştır.
Bu açıdan Philadelphia'yı gezmek, yalnızca zafer hikâyelerine bakmak yerine geçmişin çelişkilerini de düşünmek için fırsat verir.
Erkeklerin Stratejisi, Kadınların Empatisi mi? Philadelphia Bu Kalıpları Bozuyor
Forumlarda şehirler hakkında konuşurken bazen “Erkekler pratik düşünür, kadınlar duygusal yaklaşır” gibi kolay genellemelere rastlıyoruz. Philadelphia hakkında konuşurken bu klişeyi biraz kenara bırakmak daha ilginç.
Çünkü şehir tarihi bize bunun bu kadar basit olmadığını gösteriyor.
Bir erkek gezgin Philadelphia'ya geldiğinde haritayı açıp “Önce Independence Hall, sonra Liberty Bell, ardından yemek” şeklinde mükemmel bir rota çıkarabilir.
Bir kadın gezgin ise “Burada yaşayan insanların hikâyelerini de anlamak istiyorum” diyebilir.
Ama roller rahatlıkla değişebilir.
Mesela tarih meraklısı bir kadın ziyaretçi, günün tamamını müzeleri sistematik biçimde inceleyerek geçirebilir. Pratik çözümler üreten bir erkek ziyaretçi ise bir mahallede yaşayan insanların hikâyelerini dinlemek için planını tamamen değiştirebilir.
Hatta üç farklı kişiyi düşünelim:
Mehmet, teknoloji sektöründe çalışan ve seyahatlerini dakikalarına kadar planlayan biri olsun. Philadelphia'ya geldiğinde tarihi bölgeyi bir strateji oyunundaki görev haritası gibi ele alıyor.
Ayşe, insan hikâyelerine meraklı bir fotoğrafçı olsun. Aynı sokakta dükkân sahibinin anlattığı aile hikâyesini dinleyip rotasını değiştiriyor.
Carlos ise tarih öğrencisi olsun. Ne Mehmet kadar katı plan yapıyor ne de Ayşe kadar spontane davranıyor; gördüğü her binanın geçmişini araştırıyor.
Üçü de aynı şehirde, üç farklı Philadelphia görüyor.
İşte bence seyahatin güzelliği tam burada.
Şehirlerin cinsiyeti yok; insanların şehri okuma biçimleri var.
Liberty Bell: Çatlak Bir Çan Nasıl Dünyaca Ünlü Oldu?
Philadelphia denince akla gelen sembollerden biri Liberty Bell, yani Özgürlük Çanı'dır.
İlginç olan şu: Çan aslında ilk üretildiğinde “Dünyanın en meşhur özgürlük sembollerinden biri olacağım” diye sipariş verilmiş bir ürün değildi. Pennsylvania Assembly toplantılarını duyurmak amacıyla kullanıldı ve zamanla farklı özgürlük hareketleri tarafından sembol olarak benimsenmeye başladı. Abolisyonistler, kadınların oy hakkını savunan hareketler, sivil haklar savunucuları ve başka gruplar çanı farklı dönemlerde özgürlük düşüncesiyle ilişkilendirdi.
Philadelphia Hangi Ülkenin? Önce Haritadaki Yerini Bulalım
Geçenlerde bir arkadaşım “Philadelphia hangi ülkenin?” diye sorunca masada kısa süreli bir sessizlik oldu. Çünkü insanın aklına önce “Amerika tabii” demek geliyor ama Philadelphia öyle sıradan bir şehir değil ki! Tarihi o kadar kabarık ki, neredeyse “Ben hangi ülkenin şehriyim?” sorusuna kendi başına bir tarih kitabıyla cevap verecek durumda.
Philadelphia, Amerika Birleşik Devletleri'nde, Pennsylvania eyaletinde bulunan büyük ve tarihi bir şehirdir. ABD'nin doğu kıyısında, Delaware ve Schuylkill nehirlerinin çevresinde yer alır. New York ile Washington, D.C. arasında önemli bir konuma sahip olması da şehri tarih boyunca ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan değerli hale getirmiştir.
Yani kısa cevap:
Philadelphia → Amerika Birleşik Devletleri → Pennsylvania eyaleti.
Fakat burada durmak biraz haksızlık olur. Çünkü Philadelphia sadece “ABD'deki bir şehir” değildir. Amerika Birleşik Devletleri'nin kuruluş hikâyesinde öyle merkezi bir yere sahiptir ki, şehri gezerken insanın bir noktada “Burada tarih yaşanmış, ben de şu an kaldırımdan geçiyorum” diye garip bir şekilde ciddileşmesi mümkündür.
Üstelik beş dakika sonra önünüze devasa bir cheesesteak çıkınca bütün ciddiyet yeniden kaybolabilir.
Philadelphia Neden Bu Kadar Önemli?
Philadelphia'nın önemini anlamanın en kolay yolu, kuruluş dönemindeki rolüne bakmaktır. Şehir, İngiliz kolonileri döneminde William Penn tarafından 1682 yılında kuruldu. Penn'in amacı yalnızca yeni bir yerleşim kurmak değildi; dini hoşgörü ve farklı toplulukların bir arada yaşayabilmesi fikri de Philadelphia'nın erken kimliğinin önemli parçalarındandı. Şehir, Lenni Lenape halklarının yaşadığı topraklar üzerinde gelişti; bu nedenle Philadelphia tarihini yalnızca Avrupa kökenli yerleşimcilerin hikâyesi olarak okumak eksik kalır.
Sonrasında şehir, Amerikan Devrimi'nin en önemli merkezlerinden biri haline geldi.
1776 yılında Bağımsızlık Bildirgesi'nin kabul edilmesi ve imzalanması Philadelphia'daki Independence Hall'da gerçekleşti. Daha sonra, 1787'de ABD Anayasası'nın hazırlanması için de aynı binada toplantılar yapıldı.
Şimdi düşünün: Bir şehir düşünün. İçinde yalnızca tarihi bir bina yok; ülkenin nasıl kurulacağına ilişkin tartışmaların yapıldığı bir bina var.
Bugün bir toplantıda “Arkadaşlar, anayasa üzerinde biraz daha çalışmamız lazım” dediğimizde toplantı uzar, kahveler soğur ve herkes telefonuna bakmaya başlar. 18. yüzyılda ise bu tartışmaların sonucunda yepyeni bir ülkenin siyasi sistemi şekilleniyordu.
Philadelphia Bir Dönem ABD'nin Başkentiydi
İşte Philadelphia hakkında birçok kişinin bilmediği ilginç ayrıntılardan biri de bu.
Bugünkü ABD başkenti Washington, D.C.'dir. Ancak Philadelphia bir dönem Amerika Birleşik Devletleri'nin geçici başkenti olarak görev yaptı. Kongre, 1790 ile 1800 yılları arasında Philadelphia'daki Congress Hall'da toplandı. George Washington ve John Adams'ın başkanlık dönemlerinin önemli bölümleri de şehirle bağlantılıdır.
Dolayısıyla Philadelphia için “ABD'nin başkenti” demek bugün teknik olarak yanlış olur; fakat “ABD'nin kuruluş döneminin siyasi merkezlerinden biri” demek oldukça yerindedir.
Burada küçük bir tarih sınavı sorusu soralım:
Bir ülkenin bugünkü başkenti başka bir şehirken, kuruluş hikâyesinde başka bir şehir neden bu kadar önemli olabilir?
Cevap aslında oldukça basit: Başkent olmak ile tarihsel merkez olmak aynı şey değildir.
Washington, D.C. bugün federal hükümetin merkezi olabilir. Philadelphia ise Amerikan devlet fikrinin şekillendiği şehirlerden biridir.
Philadelphia'da Hangi Ülkenin Kültürü Var?
Bu soru biraz daha ilginç.
Çünkü Philadelphia'nın kültürü “Amerikan kültürü” deyip geçilecek kadar tek katmanlı değildir. Şehir, kuruluşundan itibaren farklı dini, etnik ve kültürel toplulukların bir araya geldiği bir merkez olmuştur.
Philadelphia'nın tarihi bölgelerinde İngiliz sömürge döneminin izlerini görebilirsiniz. Bunun yanında Afro-Amerikan tarihinin, göçmen topluluklarının, dini cemaatlerin ve farklı sosyal hareketlerin de şehir kültüründe önemli yeri vardır.
Örneğin Philadelphia'daki Quaker topluluğu, köleliğe karşı erken dönem itirazlarda önemli rol oynadı. 1688 Germantown Quaker Petition, İngiliz kolonilerindeki dini bir topluluk tarafından köleliğe karşı yapılan erken protestolardan biri olarak kabul edilir.
Dolayısıyla Philadelphia'nın tarihi yalnızca “Amerika bağımsızlığını ilan etti” cümlesinden ibaret değildir.
Asıl ilginç taraf şudur:
Amerika'nın kuruluşunda özgürlük fikri konuşulurken, toplumun tamamının bu özgürlükten eşit şekilde yararlanıp yararlanmadığı da tarih boyunca tartışılmıştır.
Bu açıdan Philadelphia'yı gezmek, yalnızca zafer hikâyelerine bakmak yerine geçmişin çelişkilerini de düşünmek için fırsat verir.
Erkeklerin Stratejisi, Kadınların Empatisi mi? Philadelphia Bu Kalıpları Bozuyor
Forumlarda şehirler hakkında konuşurken bazen “Erkekler pratik düşünür, kadınlar duygusal yaklaşır” gibi kolay genellemelere rastlıyoruz. Philadelphia hakkında konuşurken bu klişeyi biraz kenara bırakmak daha ilginç.
Çünkü şehir tarihi bize bunun bu kadar basit olmadığını gösteriyor.
Bir erkek gezgin Philadelphia'ya geldiğinde haritayı açıp “Önce Independence Hall, sonra Liberty Bell, ardından yemek” şeklinde mükemmel bir rota çıkarabilir.
Bir kadın gezgin ise “Burada yaşayan insanların hikâyelerini de anlamak istiyorum” diyebilir.
Ama roller rahatlıkla değişebilir.
Mesela tarih meraklısı bir kadın ziyaretçi, günün tamamını müzeleri sistematik biçimde inceleyerek geçirebilir. Pratik çözümler üreten bir erkek ziyaretçi ise bir mahallede yaşayan insanların hikâyelerini dinlemek için planını tamamen değiştirebilir.
Hatta üç farklı kişiyi düşünelim:
Mehmet, teknoloji sektöründe çalışan ve seyahatlerini dakikalarına kadar planlayan biri olsun. Philadelphia'ya geldiğinde tarihi bölgeyi bir strateji oyunundaki görev haritası gibi ele alıyor.
Ayşe, insan hikâyelerine meraklı bir fotoğrafçı olsun. Aynı sokakta dükkân sahibinin anlattığı aile hikâyesini dinleyip rotasını değiştiriyor.
Carlos ise tarih öğrencisi olsun. Ne Mehmet kadar katı plan yapıyor ne de Ayşe kadar spontane davranıyor; gördüğü her binanın geçmişini araştırıyor.
Üçü de aynı şehirde, üç farklı Philadelphia görüyor.
İşte bence seyahatin güzelliği tam burada.
Şehirlerin cinsiyeti yok; insanların şehri okuma biçimleri var.
Liberty Bell: Çatlak Bir Çan Nasıl Dünyaca Ünlü Oldu?
Philadelphia denince akla gelen sembollerden biri Liberty Bell, yani Özgürlük Çanı'dır.
İlginç olan şu: Çan aslında ilk üretildiğinde “Dünyanın en meşhur özgürlük sembollerinden biri olacağım” diye sipariş verilmiş bir ürün değildi. Pennsylvania Assembly toplantılarını duyurmak amacıyla kullanıldı ve zamanla farklı özgürlük hareketleri tarafından sembol olarak benimsenmeye başladı. Abolisyonistler, kadınların oy hakkını savunan hareketler, sivil haklar savunucuları ve başka gruplar çanı farklı dönemlerde özgürlük düşüncesiyle ilişkilendirdi.